24 Ekim 2010 Pazar

Whatever happened to my rock'n'roll?


Punkerları severim(buralarda çok çakma olsa da). Clubberları da severim. Hatta hiphopcıları da severim. Metalcileri de tabi severim, heralde müziklerine bu kadar sadık başka bi grup da yoktur.Ama şu hipsterlere acayip uyuzum. Hipsterlik bence punkcı,metalci ve clubber tiplerinin arasında en çok tutanı şimdiye kadar. Bu bahsettiğim üç müzik insanı tiplemesi hep azınlıkta oldu buralarda(İstanbulda). Ama bu hipsterlik virüs gibi yayılıyor. Bence özünde oldukça yavşak bir tipleme olduğu için bu kadar tuttu. Çünkü hipster aslında ne modaysa,ya da onların deyimiyle ne trendsettersa onu takip eden formsuz bir şey. Moda, müzik, fotoğraf vs'de her şeyin hep alternatifini seçtiğini sansa da aslında o da şu çok küçük gördüğümüz Bağdat caddesi gençliğinden farklı değil benim gözümde. Her ikisinden de entellektüelite beklemiyorum. Hipsterin daha iyi müzikler dinlemesi,daha alternatif mekanlara gitmesi, 2.el makinasıyla fotoğraflar çekmesi onu alternatif ya da daha üstün yapmıyor...Siz de benim gibi bu saçma sapan güruhun mensubu insanlardan sıkıldıysanız bu şarkı size gelsin.Black Rebel Motorcycle Club son zamanlarda çok çaptan düşmüştü. Ama gönlümüzde yeri ayrı. Böyle bir şarkı sözü yazan grup asla unutulmamalı zaten!


I fell in love with the sweet sensation
I gave my heart to a simple chord
I gave my soul to a new religion
Whatever happened to you?
Whatever happened to our rock'n'roll?
Whatever happened to my rock'n'roll?

2 yorum:

Ahmet dedi ki...

evet sanırım hipster hadisesi hakkında şimdilerde böyle bir algı var.. bu yurtdışında da bu aralar ciddi şekilde süren bir tartışma ve ben bu tartışmaların, en abuk sabuk olanlarının da dahil olduğu, bir kısmının ortasına çok fazla defa düştüğümden artık fazla bir tartışmaya girmek istemiyorum.. ama "altkültür" denen kavrama şahsım tarafından verilen önem ve saygı gereği şunu söylemeden edemeyeceğim.. hipster denen altkültür, 1950'lilere ait bir kavram olup, aslında bizim şimdi toptan beat kuşağı dediğimiz ama kendi içinde beatnik ve hipster olarak iki ayrı damar barındıran bir dönemin ürünü.. caz, daha çok free caz ve modal jazz yönelimli, new york orijinli, siyah kültür öğelerini içinde barındıran, orta sınıf, şehirli özellikler taşıyan hadiseler.. birbirlerinden farkları biraz sosyal sınıftan, daha çok da üniversite gençliğine ya da sokak gençliğine ait olma gibi biraz kültürel, biraz ekonomik orijinli yerlerden doğuyor.. kullanılan uyuşturucular, takip edilen sanat akımları falan farklılaşıyor biraz belki.. sanırım şimdi hipster denen şey daha farklı, içi boşaltılmış bir akım.. dediklerinde haklılık payı var, bir bilinçsizlik durumunu ben de görüyorum (gerçi, misal, senin sevdiğin ve metalci denen kitlede de ağır bir bilinçsizlik hakim, hatta ne yazık ki türkiye'deki hip hop camiasında da..) ama hipster olarak kabul edilen yayın organları, mesela pitchfork, bana gayet bilinçli bir geleneği temsil ediyor gibi geliyor.. listelerinden, organizasyonlarından falan bunu görmek mümkün.. gidip bir de new york'taki hipsterlara bakmak lazım.. çünkü adı üstünde bu bir altkültür ve kültür yerinde ağırdır, doğduğu yerin koşullarından bağımsız olamayacağı için.. sevgiler dorothy hanım..

pınar dedi ki...

Çok güzel bir yorum olmuş bu. Düşündürürken güldüremeyen:P Pitchfork bilinçli bir kaynak ama zaten Hipsterlerin besin kaynağı böyle şeyler. Güzel müzikler dinleyeni de var.Ama ben olan bitenin tamamiyle zincirleme kopyalama mekanizması olduğunu düşünüyorum. Ve ortada herhangi bir altkültür oluşturabilecek platform göremiyorum.Neticede bu tiplerin hepsi x indie konserinden çıkıp belki en fazla biraz takılıp evine dönüyor. Sonra da aynı şeyler yeniden. Hepsi skinny jeanler giyip vintage şapkalar takıyor. Ama bunun altında yatan bir sebep yok. Bir altkültürü doğuran bir sebep olmalı.Beat kuşağının arkasındaki sebep nihilizm gibi bir şeydi belki de.Ama yine de dediğin gibi kökene inip, hipsterleri topraklarında incelemek gerekebilir. Benim tespitlerim kendi coğrafyamız içindi bir de..Saygılar sevgiler..