15 Temmuz 2008 Salı

Bir Hayalkırıklığı Daha: The Happening


Sonunda merakla beklediğim son Shyamalan filmi "The Happening"i izleyebildim. Ya da İbne Kovboy, Çakma Başkan Holywood'da gibi enteresan film isimleri
çevirileri kadar olmasa da yine de hatırı sayılır bir enteresanlığı olan çeviri ismini kullanarak "Mistik Olay"ı izledim diyeyim.

Önce filmle ilgili olumlu fikirlerimden başlayayım. Kesinlikle Shymalan'la aynı fikirdeyim ve insanların dünyanın tek sahipleri gibi davranmalarını oldukça
egoistçe ve adice buluyorum. Çıkış fikri iyi, derdi dinlenilmesi gereken bir dert.Doğanın intikamını alma yöntemi de baya çarpıcı. Okuduğum birkaç yazıda
denilmiş ki 28 Days Later gibi filmlerde insanlar birbirlerine saldırıyolar, ve bu birbirine saldırarak insanlığın soyunun tükenmesine sebep vermek Batılı
bir yöntem, ama Happening'deki gibi insanların kendilerini öldürmeleri Doğulu bir yöntem. Kollektivist, bireysel çerçevesinden baktığımda bu bana gayet
mantıklı bir açıklama gibi geldi. Filmde insanların kendilerini öldürme şekilleriyle de bir şeyler anlatılmaya çalıştığına eminim ama henüz çözebilmiş değilim. Silah, ip, çim biçme makinası, cama kafa atma,aslana kolunu kopartma...Bunların arasında bağlantı kurmak için hala düşünüyorum.Çim biçme makinasının ve aslanın vahşeti gerçekten tokat gibi sahneler, bunu da belirtmek lazım. Bunların dışında zaten film doğada çekildiği için görüntü yönetmenine yapacak çok bir şey kalmamış.Hammadde yeterince iyi. Renklerin fazla parlak olmaması da yaratılmak istenen atmosfer için uygun. Çok güzel ayrıntılar var filmde. Örneğin esas kızla esas oğlan arasında geçen "senin cep telefonun da mı çekmiyor" diyaloğu tam da yerine koyulmuş ve verilmek istenen mesaj anlayana gitmiştir: "burda doğa kanunları işler ve senin lanet teknolojin hiç bir işe yaramaz!" Bir başka örnek: Son sahnedeki "aşkın rengini hatırlıyor musun / Hayır hatırlamıyorum" diyaloğu yine sıkı bir mesaj olmuş. Bir de evlerin reklamını yapan
tabelanın üzerinde yazan "You deserve it" yazısı da aklımda kalan bir gönderme. Arızalı yaşlı kadınınsa neden senaryoya dahil edildiğini anlamak zor. Ama her ne olursa olsun kesinlikle kendisine yakışan bir sonla öldürülmüş diyebilirim:) Son ana kadar intikam aldı ve insanlara olan nefretini kustu. Cadının cama kafa atarak ölmesinin sebebi dışardaki havayı camı kırarark içeri sokmak istemesiydi. Burdaki şaşırtma da çok hoşuma gitti. Seyircinin aklındaki şey kadının
saldıracak olmasıydı çünkü.

Gelelim olumsuz yönlerine.Warner Bros tarafından işine son verilen Shymalan bundan sonra yoluna düşük bütçeli filmler çekerek yol alacak gibi.Kendisinden beklenen The Sixth Sense ve The Signs gibi ses getirecek filmler yapmasıyken The Village ve Lady in the Water gibi filmlerle yapım şirketlerinin güvenini sarsmıştı.Her ne kadar ben yukarıda olumlu şeyler söylemiş olsam da bunlar The Happening'i kurtarmaya yetmiyor.Kendisinden beklenen gişe filmlerini çekmiyor Shymalan ve bu yüzden para kaybediyor.Ama hayranlarının ondan beklediğiyse gerçekten hakkını vereceği, yeteneğini konuşturabileceği bir fim. Happening'de en önce gözüme çarpan şey kötü oyunculuklar sergileniyor olmasıydı.Bir çok yerde gereksiz diyaloglar, uzun uzun bakışmalar, mimiksiz ifadeler var. Oyuncuların arasında kimya yok ve ya yeteneksizler ya da hepsi bu filmde ketlenmiş! Güzel bir hikayeyle yola çıkılmış fakat hikaye güzel örülememiş ve zenginleştirilememiş. Bir grup insanın ne olduklarını tam anlayamadıkları bir saldırıdan kaçmaları anlatılıyor.Fakat topu topu birkaç yol ayrımına geliniyor, birkaç kişinin yakınlarını kaybettiği öğreniliyor ve bir de esas oğlanla kız arasındaki çatırdayan ilişki tekrar yoluna giriyor.Arada bir de televizyonlarda çıkan saldırıyla ilgili haberleri ve teorileri dinliyoruz. Kısacası Shyamalan bir film çekmemiş de kısa bir öykü anlatıp insanlığa
ders vermiş gibi.Ayrıca, bu cama kafa atmak suretiyle kendini öldüren korkunç yaşlı kadınınsa neden hikayeye dahil edildiğini anlamak gerçekten zor.Filmlerde çok çeşitli yerlere,olaylara,insanlara, diğer filmlere gönderme yapılmasını severim.Hatta bayılırım, ama bu göndermelerin insanların anlayabileceği şekilde sunulması şartıyla.


Kısacası Shyamalan iyi başlayıp kötü bitirme hatasını tekrarlamaktan öteye gidemedi bu filmde. Ayrıntıları severim,önem veririm.Ama hiç bir zaman ayrıntıları filmi kurtarmaya yetmez.


Not: Shyamalan Aslında filmi B-movie olarak çektiğini söylemiş.Yerseniz..

2 yorum:

ters_yon dedi ki...

"film doğada çekildiği için görüntü yönetmenine yapacak çok bir şey kalmamış" üzgünüm, ama bu söze katılmam mümkün değil, çünkü doğada çekim yapmak hiç de kolay değil:) zaten güzel bir görsellik var, mekan sonuca damgasını vurur desen bile, yazında da söylediğin üzere, "doğanın tek sahibi değiliz", o bizden güçlü ve kendine has ışık oyunları, sürprizleri var çekimi binbir türlü yönden zorlaştırabilecek. Hammadda yanında güzel bir şeyler üretebilmek için her sahnede en iyiyi görebilen bir çift sağlam göz, inanç ve deneyim gerekiyor. Keşke sadece bir kayıt tuşuna basılabilse ve sonuçlar sürekli etkileyici olabilse:) naçizane fikirlerimdir, filmi de merak ettiğimi belirteyim :D

ceren dedi ki...

yemezler güzelim yemezler =))

özellikle o esas kadının rezalet oyunculuğu içimi baydı :S

konu ilginçti, bir tek o sayede pişmanlığım azaldı biraz...

darısı sinemadaki yeni hayal kırıklıklarının başına...artık iyi film bulmak bu kadar mı zor yav?