8 Mart 2009 Pazar


"I looked at the Rorschach blot. I tried to pretend it looked like a spreading tree, shadows pooled beneath it, but it didn’t. It looked more like a dead cat I once found, the fat, glistening grubs writhing blindly, squirming over each other, frantically tunneling away from the light. But even that is avoiding the real horror. The horror is this: In the end, it is simply a picture of empty meaningless blackness. We are alone. There is nothing else.”


Watchmen sinemalarda.Bunun için laflar hazırladım.Pek yakında..

23 Şubat 2009 Pazartesi

5 Kasım 2008 Çarşamba


LOVE BURNS

LOVE BURNED THE HELL OUT OF ME


AND THERE ARE EXPLOSIONS IN THE SKY



HE MAKES ME FEEL LIKE I AM THE ONLY ONE TO SHINE THE LIGHTS.



LOVE CAN DAMAGE YOUR HEALTH.BELIVE ME..
EVERYTHING IS ENDING HERE..SWEET KISSES...


17 Ekim 2008 Cuma

Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın ardından..


Ağaç taşı anlamaz

Gökyüzü MAVİ iken

Ağaç susuzluğu anlamaz

Gökyüzü MAVİ iken

Ben seni çok sevdiğimi anlarım

Gökyüzü MAVİ iken

26 Eylül 2008 Cuma

Сара' саҧсу'оуп







artık ne başımda kara kalpağım ne belimde gümüş kamam,

rüzgarla yarışan atlarımıda da vurdular...

ama saçlarım hala güneş boyalı,

gözlerim vadi yeşili...

yüreğim;

bedenimin onurla taşıdığı bir dağlı yüreği...

31 Temmuz 2008 Perşembe

Hairdresser On Fire (coming soon...)


Sevgili en son gittiğim kuaförüm,


Bu satırları sana tamamiyle anlamsız şekillere girerek benim asabımı bozan saçlarımı toplayıp, bandanalara hapsettiğim bir günde yazıyorum.Sen ki güzelim sırma gibi saçlarımı istediğim boyda ve şekilde kesmeyerek dünyamı kararttın. İnanmazsın, ben senden umutluydum kuaför. Diğerleri gibi olmayacaktın. Boyunu 2 cm kısalt dediysem, muhteşem bir matematik hesapıyla 2nin kübünü alıp 8 cm kısaltmayacaktın. Evet gerçekten umutluydum.Saçlarımdaki katların nasıl olması gerektiğini kavrayacak öngörüye sahipsin diye düşündüm. Ama sen tarihe karışmış bir kesim yöntemini kullanarak benim hayallerimi yıktın kuaför. Halbuki ne çok sevmiştim seni.Diğer şaklaban kuaförler gibi saçın çok yıpranmış (bu, kadınlar arasında isterseniz size bizim süper dandik bakım ürünlerinden satayım olarak bilinen parola cümlesidir), boyan gelmiş, en son kime kestirdin (bu sorunun hemen akabinde beğenmezlik ve ben olsam hayatta böyle kesmezdim bakışı atılır) dememiştin bana. İşin esasında hiç konuşmamıştın. Bu biraz yabanice olsa da, olsun be kuaför sevmiştim seni. Açık olmak gerekirse en başta, neredeyse kel biri olman aklıma kelin ilacı olsa başına sürerdi atasözünü getirmişti. Ama konduramadım. Beceriksiz kuaförler serimin son halkası olamazdın sen. Ama derler ya, insan bir şeyden çok korkarsa başına gelirmiş o şey.

Şimdi aynaya her bakışımda seni anıyorum kuaför. Bana unuttuğum küfürleri yeniden hatırlattın. Dilerim ki bütün müşterilerin tombul ve yaşlı olurlar.Dilerim ki bütün müşterilerinin yanlarında saçını kestirmek istedikleri mızıkçı ve yaramaz bir çocukları olur. Dilerim ki hiç bir şeyi beğenmeyen ve uyudukları zaman dışında hep konuşan bütün kadınlar seni bulur. Dilerim ki sevgilin her gün sana zorla saçına fön çektirir. Dilerim ki, o kokuşmuş havluları kendin de kullanmak zorunda kalırsın. Eden bulur kuaför, eden bulur...

18 Temmuz 2008 Cuma

self destrüktif yalnızlar girişimi


"Self destructive man feels completely alienated, utterly alone. He's an outsider to the human community. He thinks to himself, I must be insane. What he fails to realize is that society, has just as he does, a vested interest in considerable losses and catastrophes. These wars, famines, floods and quakes meet well-defined needs. Man wants chaos, in fact he's got to have it. Depression, strife, riots, murder, all this dread, we're irresistibly drawn to that almost orgiastic state created out of death and destruction. It's in all of us, we reveal in it. Sure the media tries to put a sad face on these things, painting them up as great human tragedies, but we all know the function of the media has never been to eliminate the evils of the world - no - their job is to persuade us to accept those evils and get used to living with them. The powers that be want us to be passive observers. Hey, got a match? And they haven't given us any other options outside the occasional purely symbolic participatory act of voting. You want the puppet on the right or the puppet on the left? I feel that the time has come to project my own inadequacies and dissatisfactions into the sociopolitical and scientific schemes. Let my own lack of a voice be heard."


Waking Life